Akademide Üç Boyutlu Düşünmek ve Heyecan
- 23 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Memleket, Siyaset ve Yönetim dergisinde yayınlanan https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4973337 linkteki çalışma akademide 3. boyutu düşünebilmemi ve heyecanı bir çalışmanın değerini belirleyen unsurlardan biri olarak ele almamı sağladı.
Seçtiğimiz kelimeler, kendimizi bir alana hapsetmemize neden olabilir. Çünkü kelimelerin zihnimizde önceden kurduğu bağlantılar düşünme biçimimize direkt yansımaktadır. Akademide bir uçbeyi (https://www.umitsimsek.net/post/akademide-bir-uçbeyi) olmayı hedeflemek benzer bir etkiyi kendime uygulamama neden oldu. Sınırları genişletmek ve merkezden uzak olmak, zihnimde tarihi atıfları nedeniyle iki boyutlu haritalardan üzerinden işlemekteydi. “Türkiye’de İl ve İlçe Gelişmişlik Düzeylerinin Mülki İdare Amirlerinin Görev Süresine Etkisi” (https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4973337) çalışması ise bunu kırabilmemi sağladı.
2023 yılında Türkiye’nin 100. Yılı olması hasebiyle Tokat’ta da bir çalışma yürütülmüş, çalışmanın siyasi, idari yapısı kısmında yer almıştım. O çalışma için çalışırken kaymakamların görev sürelerinin 1 yılın altında olması dikkatimi çekmiş ve buna yoğunlaşmıştım. Ancak bu çalışma olmasa mülki idare amirlerinin merkezi/merkeze ait olmaları nedeniyle uzak duracağım bir konu olurdu.
Tokat’ta kaymakamların görev sürelerinin az olduğu gerçeğini fark etmem ile gelen Türkiye’de durumun ne olduğu sorusu çalışmanın çıkmasını sağlamış, il ve ilçe gelişmişlik düzeyleri ise çalışmayı ölçülebilir kılmıştı. Şaşırtıcı olan ise bunun, bu şekilde çalışılmamış olmasıydı. Mülki idare amirlerine yönelik çalışmalar vardı, ancak birçoğunda görev süreleri, mülki idare amirlerinin bu konudaki şikayetleri ya da uygun çalışma yıl aralığının ne olduğu üzerine sorulan sorulara verilen yanıtlar üzerinden ilerliyordu. Eke ve Aksoy’un (1976) çalışmasında ise diğer çalışmalardan farklı olarak il ve ilçelere yönelik görev süreleri ortalamaları İçişleri Bakanlığı’ndan edinilmişti. Fakat onlar da görev sürelerinde söz konusu değişiklikleri ceza ve ödül mekanizması olarak yorumlamıştı. Yani Türkiye’de kamu yönetimi disiplininin hukuk ve iktidar bağımlı ilerleyişini devam ettirmişlerdi. İşte bu nokta ve bu noktadan edindiğim farkındalık uçbeyi olarak merkezi/merkeze ait olandan uzak durma bakışımı sorgulatmıştı. Çünkü iki boyutlu bir dünyada söz konusu bakış işe yaramakla birlikte dünya üç boyutluydu ve merkezi/merkeze ait olanın yeraltında ve gökyüzünde gidilmeyen, ulaşılamayan kısımları vardı. Dolayısıyla, bakışımı merkezi/merkeze ait olanı hiç çalışmamak değil onun yeraltında veya gökyüzünde olan kısımlarına odaklanarak çalışabileceğimi ve bu şekilde de mesafe koyabileceğimi fark etmiş oldum.
Çalışmanın ikinci farkındalığı ise, heyecanı başarılı bir çalışmanın göstergesi olarak kabul etmem oldu. Çalışma için Eke ve Aksoy (1976) gibi görev süreleri ortalamalarını İçişleri Bakanlığı’ndan edinme yoluna tenezzül etmedim. Bu bir eksiklikti, en azından denenmeliydi. Bunun denenmemiş olmasının sebebi ise, kamu görevlilerine dair verilere ulaşmada ya da çalışma için izin almada hem kendim hem öğrencilerimin çalışmalarında muvaffak olamamamdı. Bu sorunu ise, 1994-2024 yılları arasında vali ve kaymakamların görev sürelerini valilik ve kaymakamlıkların web sitelerinden çekerek aşmaya çalıştım. Ancak bu üzerinde mesai harcanması gereken bir işti. Bu noktada yüksek lisans öğrencim Yeliz Çokyaşar devreye girerek bu mesainin kısalmasına yardımcı oldu. Çalışmayı ona anlatırken onun da heyecanlandığını, gözlerindeki parıltıyı gördüğüm zaman, çalışmanın başarılı olacağına dair bir şüphe kalmamıştı artık. İşte o noktada ve sonrasında, bir çalışmanın değerini uyandırdığı heyecan üzerinden ölçmeye ve merak ve heyecanın bir arada var olduğu çalışmalara odaklanmaya başladım.
Yorumlar